Hoşçakal

Şimdi arkana bakmadan gideceksin
Peki, içine zincirlediğin gerçeği susturabilecek misin?
Bunu kendine kondurabilecek misin?
Gidiyorsun...
İçeriye üzerine perde çektiğin yapraklarımızı titreten bir rüzgar giriyor
Sonu hüzünle biten kırık bir masal fısıldıyor kulağıma
Ürperiyorum...
Sen bütün anılarımızı bavuluna kaldırmış gidiyorsun
Kelebek gibi gidiyorsun, kardelen gibi gidiyorsun
Gözlerim düşüyor geceye
Seni anlatan küskün satırları okuyorum gecenin dehlizinde
Gece rengi bir sızı dilimi bağlıyor gidişinle
Bütün renkler matlaşıyor gözümde
Suretin puslanıyor artık
En sevdiğim ezgi gibi bitiyorsun
Bu hüzünlü ezgi sağırlaştırıyor kulaklarımı
Ve ağırlaştırıyor aklımı
Sen gidiyorsun
Günler de gidiyor seninle
Solmuş kalbin güneşi bile siyah kılıyor
Bu sessizlik ve bu sensizlik katran karası bir efkâra sürgün ederken tebessümlerimi
Ardından bakakalıyorum mütevazı umutlarımla
Dağılıyorum
Ben muhtelif bir yalnızlık içinde izlerken seni
Sen hırsız bir kış gibi geçip gidiyorsun
İçimdeki senli sözlerden habersiz
Adın ummandır artık bana
Umman kadar ıraktır
Haykırıyorum
Gitme ahım kalır
Gitme sonbahar olur, güller kurur
Ama gururun dalgalanmış artık
Bu fırtına dinmemeye yeminli gibi...


Not: Bu şiirim www.korpekalemler.com sitesinde yayımlanmıştır...

Yorumlar