Kayıtlar

Mayıs, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hoşçakal

Şimdi arkana bakmadan gideceksin Peki, içine zincirlediğin gerçeği susturabilecek misin? Bunu kendine kondurabilecek misin? Gidiyorsun... İçeriye üzerine perde çektiğin yapraklarımızı titreten bir rüzgar giriyor Sonu hüzünle biten kırık bir masal fısıldıyor kulağıma Ürperiyorum... Sen bütün anılarımızı bavuluna kaldırmış gidiyorsun Kelebek gibi gidiyorsun, kardelen gibi gidiyorsun Gözlerim düşüyor geceye Seni anlatan küskün satırları okuyorum gecenin dehlizinde Gece rengi bir sızı dilimi bağlıyor gidişinle Bütün renkler matlaşıyor gözümde Suretin puslanıyor artık En sevdiğim ezgi gibi bitiyorsun Bu hüzünlü ezgi sağırlaştırıyor kulaklarımı Ve ağırlaştırıyor aklımı Sen gidiyorsun Günler de gidiyor seninle Solmuş kalbin güneşi bile siyah kılıyor Bu sessizlik ve bu sensizlik katran karası bir efkâra sürgün ederken tebessümlerimi Ardından bakakalıyorum mütevazı umutlarımla Dağılıyorum Ben muhtelif bir yalnızlık içinde izlerken seni Sen hırsız bir kış gibi geçip gidiyorsun İçimdeki senli söz...

Akşamüstünden Kalma

Sensizlik akşamüstü Ne gündüz ne gece gibi Sanki ne gitmişsin ne de gitmemiş... Akşamüstünün elleri bağlamış gözlerimi Kulaklarım ayak seslerini görüyor Belki geliyorsun ya da gidiyorsun gibi Omuzlarımda yorgunluğu gülüşlerin Ellerimde kırık güller Sanki solacak gibi... Sensizlik akşamüstü Vedalar maziye bel bağlamış Yarım kalmış cümleler gölgelendirir umudumu Sanki gece gibi... Sensizlik hırsız kışlardan kalma akşamüstü Erkenden mührünü koyar bastığım yerlere Çullanır geceyi Doldurur yüreğimin en derinine Çiçeklerin rengi bile akşamüstü Masalların gönlü kırık Sanki bitmeyecek gibi... Satırlar üşür akşamüstü İçli bir şiir giyinir Sanki hiç değişmeyecek gibi... Ezgiler lal olur aşka Başlamadan biter Sanki birdaha hatırla(ya)mıyacağım gibi... Not: Bu şiirim http://www.korpekalemler.com/ sitesinde yayımlanmıştır...

Şimdilerde kendisini mumla aradığım bir arkadaşıma ithafen...

Dünya misali döndüm, pervanesi oldum ömrünün Bir gülen yüzünün Rüzgar gibi savruldum sonbaharlarında Yağmur gibi düştün lal olmuş yüreğime Bense sırılsıklam oldum ateşinle Yokluğunun kargaşası gözlerimin önünü kapatırken Ben düşlerimizi bekçi kıldım baharlarımıza Kilitli sandıklarda biriktirdim buselerini En derinlere yazdım sözlerini, zaman silmesin diye Ve en derinlerde yaşadım seni, zaman alıp gitmesin diye Bu gidişin zamansız oldu Bu sensizlik pek bi amansız Sensizliği seyre dadım kaldığım yerden Her geçen gün nüksetti dehlizin Dehliz oldum Önceleri mağrurdu şimdilerde fakir kalmış akşımız Şimdi kulaklarında çınlayan küskün lalerin ahıdır Yiten günümüzün ağıtıdır Sen okuyup da bitirdiğim bi masalın Firar etmiş çığlığı gibi yine kullaklarımdasın Yine aklımdasın Maziye belbağlamış umutlarımın acizane niyetidir bu belki Yüreğim belki bilmezlikten gelme niyetindedir Ancak gerçek ne yüreğimin şimdiki niyetidir Ne de şimdiki sen...